21 Kasım 2014 Cuma

YENİ BİR GÜLÜŞ İÇİN: LUMINEERS!

Herkes beyaz dişler, estetik ve güzel bir gülüş ister. Estetik bir gülüşe sahip olmak için mevcut dişlerinizi küçültmek, dişler üzerinde çok fazla işlemler yapmak gerekiyordu eskiden. Lumineers ile artık mevcut dişlerinize dokunmadan yeni beyaz ve estetik dişlere sahip olabileceksiniz. Ayrıca anestezi yapmaya da gerek duymadan ağrısız,acısız toplamda 1 saat içinde yeni bir gülüşe sahip olacaksınız.

Öncelikle ilk seansta dişlerinizin ölçüsünü alıyoruz, gülüş tasarımı yaparak size uygun gülüşü belirliyoruz ve geçici dişlerinizi yapıyoruz. Sonra herşey tamamsa yaptığımız tasarıma uygun laminalarınız geliyor ve dişlerinizin üzerine yapıştırıyoruz. Hepsi bu sadece iki seansta yepyeni bir gülüşünüz oluyor.

Lumineers laminaları kontakt lens inceliğinde olduğu için dişinizin üzerinden madde kaldırmadan yapılabiliyor. Ayrıca çok güçlü porselenden yapıldığı için oldukça sağlam. Yapıştırdıktan sonra yerinden çıkması da oldukça zor ve oldukça uzun ömürlü. Porselen olduğu için renkleşme gibi bir durum da söz konusu değil.

Lumineers ile nasıl sonuçlar elde edebileceğinize örnekler aşağıda...

                              ÖNCE                                                                             SONRA
                         










 








































Lumineers ile ilgili daha fazla bilgi almak ve sertifikalı hekimler için tıklayın...






26 Ekim 2014 Pazar

HERGÜN OOLONG İÇİN!

Oolong Çin'ce bir kelimedir ve siyah ejderha veya siyah yılan anlamına gelmektedir. Söylentilere göre Oolong çayı adını yapraklarına benzeyen ve üstlerine sıcak su döküldüğünde uyanan küçük ejderhalardan almış. Evet adı biraz korkutucu ve okunuşu zor ama oolong çayı kesinlikle hergün tüketilmesi gereken bir çay. Aslında yeşilçaydan pek farkı yok sadece işleniş şekli farklı. Fermentasyon süresi yeşil çaydan fazla siyah çaydan az. Yani şöyle açıklayayım en az işlenmiş en az fermentasyona uğramış çay beyaz çaydır. Bunu yeşilçay, oolong çayı ve siyah çay takip eder. Kafein miktarı da bu sıranın tam tersi yani en fazla kafein siyah çayda en az kafein beyaz çaydadır. Siyah ve yeşilçaya göre daha az bilinmesine rağmen oolong çayı hem içerdiği antioksidan hem de kafein miktarı ile en dengeli, en ideal, en sağlıklı çaydır.


Önemli oranda antioksidan içeren oolong çayı, kardiyovasküler hastalıklara karşı korunmada olduça etkili. Oolong çayı içildiğinde antioksidanlar kötü kolesterol seviyesini düşürürken iyi kolesterolü yükseltir. Çayın bu özelliği damar tıkanıklığına yol açan kolesterol birikimi engeller ve var olan plakların temizlenmesine yardımcı olur. Bu konuda yapılan araştırmalarda, düzenli olarak oolong çayı içenlerin hipertansiyona yakalanma riskinin %50 kadar azaldığı belirtilmektedir.

Yeşil çay ve siyah çayda olmayan ve sadece oolong çayında bulunan bazı polifenoller kan şekerini düşürmek için etkilidir. Tayvan’da yapılan bir çalışmaya göre günde 2-3 bardak oolong çayı içmek kan şekeri düzeyini şeker ilaçları kadar düşürmektedir. Ancak çayın bu etkisi konusunda kesin bir sonuç için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Oolong çayında bulunan polifenoller bir diğer faydası ise ağız ve diş sağlığını geliştirmesi ve diş çürüklerine karşı koruma sağlamasıdır. Osaka Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre günde 2-3 bardak oolong çayı içmek ağız hijyenini geliştiriyor ve diş çürümesi riskini azaltıyor.

Bir tür antioksidan olan kateşinlerin, bazı durumlarda kanser hücrelerinin oluşumunu yavaşlattığı bilinmektedir. Kateşin bakımından zengin olan oolong çayı bu özelliği ile çeşitli kanser araştırmalarına konu olmuştur. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda %100 olmamakla birlikte önemli sayıda denekte tümör boyutunun azaldığı tespit edilmiştir.

Oolong çayı güçlü antioksidan etkisiyle vücuda zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı olarak cildin görünümünü iyileştirir. Ayrıca kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor yönünden zengin olan oolong çayı çeşitli hastalıklara karşı vücudu güçlendirir. 

Ayrıca kafein içerdiğinden metabolizma hızını yükselten oolong çayı yakılan kalori miktarını arttırarak kilo vermenize yardımcı olur. İştah kontrolü üzerinde son derece önemli etkileri bulunmaktadır. Oulong yeşil çaya oranla çok yüksek miktarda yağ hücrelerine etki etmektedir. Bu nedenle kullanılan yeşil çay ve diğerlerine en önemli alternatif olarak sayılmaktadır.


Oolong çayını aynı yeşilçay gibi demleyip içebilirsiniz. Hergün içmenizi tavsiye ederim. Afiyet olsun :)

26 Eylül 2014 Cuma

FİLM MEVSİMİ GELDİ: FİLMEKİMİ TOP10'UM!

Sonunda geldi film mevsimi vee ilk festival Filmekimi. Yine harika filmler var ve içinden 10 tanesini seçeyim dedim ama çok zorlandım doğrusu. Genel bilet satışı yarın başlıyor acele edin biletsiz kalmayın. İşte benim seçtiğim 10 film...

10: ÇİLE

Konusu ile oldukça dikkat çekici ve düşündürücü bir film. Başroldeki kızın performansı izle etkileyici...


Çile, köktendincilik üzerine bir taşlama, bir azizenin öyküsü... 14 yaşındaki Maria, koyu Katolik bir mezhebe bağlı olan ailesinden öğrendiklerini gündelik yaşama bir türlü uyarlayamaz. Bu nedenle sürekli bir ikilem içinde kalan genç kız, giderek daha da radikal bir noktaya kayar ve dilsiz erkek kardeşinin iyileşmesi için kendini kurban etmeye karar verir. İsa’yı aklından çıkarmadan, onun çile çektiği on dört duraktan geçerek bir azize olacaktır. Dietrich Bruggemann’ın filmi bu öyküyü sabit acılı 14 plan sekans aracılığıyla anlatıyor. Filmin alışılmadık biçimsel tercihi, metnin dini fanatizm ve hoşgörü üzerine sorduğu soruları daha da çıplak hale getiriyor.

9: KÖK

Yönetmenin ilk filmi Başka Bir Dünya gibi yine ilginç bir bilimkurgu filmi var karşımızda. Biraz bilim biraz aşk bakalım karışınca nasıl olacak...


Yılın en merakla beklenen bilimkurgu filmlerinden olan Kök’te bilim, aşk ve maneviyat bir araya geliyor. Dr. Ian Gray, gözde bulunan iris tabakasının her insanda farklı olduğu gerçeğinden hareketle gözün evrimini araştıran bir moleküler biyologdur. Tanıştığı genç bir kadına aşık olup onu elinden kaçırdığında araştırmalarının hayatına işlediğini fark eder. Teorisini kanıtlamak uğruna dünyanın bir ucuna gidip tüm varlığını tehlikeye atmayı bile göze alacaktır. Kök, Mike Cahill’in ilk filmi Başka Bir Dünya’nın ardından çektiği ikinci film.

8: BEYAZ TANRI

Hayvanlara yapılan tecavüz, işkence haberlerine canımız sıkılmışken tam bu konu ile ilgili çok güzel bir film. Burada köpekler sadece birer sembol aslında film direnişin, baskılara karşı durmanın üzerine. Bence herkes bu filmi izlemeli.


Kornel Mundruczo’nun Macar yönetmen Miklos Jancso’ya ithaf ettiği altıncı uzun metrajı, alışılmadık bir insan-köpek macerası ya da vahşi bir devrim filmi olmakla beraber aynı zamanda ebedi bir dostluğu da anlatıyor. Filmin anti-kahramanı (kahverengi, kırma bir köpek olan) Hagen. Sahipleri onu sokağa attıktan sonra, 13 yaşındaki Lili dışında karşılaştığı tüm insanlarsa Hagen’ın ya düşmanı ya da ona zorluk çıkarıyorlar. Hagen şiddete ve saldırganlığa kayarken, kentteki bütün köpekler vahşi bir isyan çıkarmaktadır.

7: ÇOCUKLUK

Çocukluk bir filmden öte gözlemsel bir deney. Uzun zamandır beklediğim ilginç bir film. Öyle ki film 12 yılda bitmiş. Doğrusu festivalin en çok merak ettiğim filmi diyebilirim...


Çığır açan bir büyüme öyküsü, film çekimi alanında bir deney, bir tür video-günlük ve bir aile albümü… Çocukluk, 2002’den 2014’e, 12 yıllık bir sürede geçen, aynı oyuncuları bu 12 yıl boyunca izleyen, oyuncuları da film boyunca yaşlanan, senaryosu çekim süresi sırasında hem de oyuncuların müdahalesiyle yazılan çok özel bir film. Önce Sundance’te prömiyerini yapan, ardından Berlin’de yarışan Çocukluk, yönetmen Richard Linklater’ın tabiriyle “bir oğlanı birinci sınıftan 12. sınıfa kadar izleyen ve üniversiteye gidişiyle biten, anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin öyküsü”, Ethan Hawke’a göre ise “kapsamıyla Tolstoyvari bir film”.

6: KARDA BİR BEYAZ KUŞ

Büyümek üzerine, annelik üzerine, aile olmak üzerine farklı bir film izlemek istiyorsanız kaçırmayın. Ayrıca filmin müzikleri de harika...



En son kıyamet komedisi Kaboom / Gümmm! ile geçtiğimiz Filmekimi’nde izlediğimiz Gregg Araki’nin üç yıl aradan sonra çektiği bu ilk film, sıradışı ve gizem dolu bir dram ve bir büyüme öyküsü. Kusursuz ev kadını, güzel, çekici, gizemli ve huzursuz Eve ortadan kaybolunca, 17 yaşındaki kızı Kat, yıllardır onu ezen duygusal baskılardan kurtulmanın heyecanıyla annesinin yokluğunu hiç yadırgamaz. Cinselliğini keşfedip bir yandan büyüme sancıları çekerken bir yandan da rüyalarında annesinin yardım çağrılarını görmeye devam eder. Ne var ki, zaman geçtikçe Kat, sonunda kendi inkarını görecek ve annesinin gidişi hakkındaki gerçekleri kabullenecektir.

5: İNSANLARI SEYREDEN GÜVERCİN


Fragmanıyla beni etkileyen bir film olduğu için seçtim bu filmi. Üçlemenin diğer filmlerini izlemesem de film çok eğlenceli ve sahneler çok komik olduğu gibi çok da düşündürücü. Bence izlenmeli hatta diğer iki filmi de bulup izleyeceğim.



Adı çoğu zaman Ingmar Bergman ile anılan, İsveç sinemasının usta yönetmeni Roy Andersson İkinci Kattan Şarkılar (2000) ve Siz, Yaşayanlar’ın (2007) ardından “yaşayanlar” üçlemesini tamamlıyor. Film, iki gezgin satıcıyı izliyor. Çağdaş zamanların Don Kişot ve Sanco Panza’sı gibi, bu iki bezgin adam, günümüzün, geçmişin ve geleceğin karmakarışık dünyasına bir bakış atıyor. Aynı anda absürt, gerçeküstü, öfke dolu, rahatsız edici, karanlık ve komik bu film, bir dalın uzerinden bizleri gözleyen bir güvercin gibi, bize yaşamın ihtişamını, insanoğlunun kırılganlığını ve yaklaşan kıyametini hatırlatıyor.

4:DÖNÜŞ

Farklı hikayeleri birbirine bağlarken sizi de kendisine bağlayacak bir film. Farklı hayatların içine girip oradan oraya gideceğimiz akıcı, harika bir film. Kaçırmayın...


Farklı disiplinlerden gelen sekiz Avustralyalı sanatçı, ödüllu yazar Tim Winton’ın, insanın içine işleyen aynı adlı harika öykü kitabı The Turning’deki öyküleri kısa filmlere döktüler. Birbirine bağlanan ve birbirleriyle çakışan öykü-filmlerin karakterlerini de yine Avustralya’dan oyuncular canlandırıyor. Filmde küçük bir kıyı kasabasının sakinleri, sıradan yaşamlarını sarsan olağanüstü anları yaşarken, tereddüt ve pişmanlık hissediyor, bazı ilişkiler ister istemez değişiyor, kararlardan vazgeçiliyor, bazı yaşamlar sonsuza dek yön değiştiriyor… Bu çok özel film, Melbourne Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptıktan sonra, Berlin Film Festivali’nde Avrupa prömiyerini yaptı.

3: MISIR ADASI

Festival filmlerini seviyorum çünkü her filmde yeni hayatlar, yeni insanlar görüyorum. Fazla diyalog içermeyen, hayata dair oldukça hoş bir film Mısır Adası. Sırf İlyas Salman'ı izlemek için bile gidilir...


Özellikle başrolündeki İlyas Salman’ın performansıyla çok konuşulan ve Karlovy Vary’de büyük ödüle layık görülen, çok az diyalog içeren Mısır Adası, Salman’ın canlandırdığı yaşlı bir çiftçi ile genç torununu bir tarım sezonu boyunca izliyor. Gürcistan ile Abhazya arasındaki doğal sınırın bir parçasını oluşturan küçük adada yaşayan dede ile onun sözünden çıkmayan torunu, yıllardır yaptıkları gibi önce toprağı belleyip sonra mısır ekerler. Arada kıyıdan geçen askerler dışında bu iki isimsiz çiftçiyi kimse görmez. Sonra bir gün, yaralı bir asker uzamış mısırların arasına saklanır. Yılların tarafsızlığını bozmak zorunda kalacaklar mıdır?

2: DİLE VEDA

Dile Veda bir filmden çok bambaşka bir deneyim. Bu benzersiz deneyimi kaçırmamalı...


Sinemanın yaşlanmayan ustası, 83 yaşındaki büyük deha Jean-Luc Godard, 39. uzun metrajlı filmiyle gözlerinizi ve zihninizi daha önce hiç olmadığı gibi alt-üst ediyor. Farklı video formatları kullanımı, benzersiz 3D denemeleri, sarsılmaz bir mizahi bakış, edebi alıntılar ve yine bolca kelime oyunları aracılığıyla küreselleşmeden devlet şiddetine, klasik müzikten aşka birçok konuya değinirken sinemanın sınırlarını da zorluyor ve Cannes’da kazandığı ilk ödülle de Godard’ın hala yenilikçi ve hala zinde olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

1: MOMMY

Her sene festivalde bir Xavier Dolan filmi görüyoruz. Bu çocuk her sene kendini daha bir aşıyor. Zaten aldığı ödüllerle de bunu kanıtlıyor. Mommy de yine müzikleri, konusu, farklı çekim teknikleri ile sizi çekecek. Mutlaka izleyin...



Yönetmenliğini, senaryosunu, kurgusunu ve hatta kostüm tasarımını Dolan’ın üstlendiği film, bazen şiddete meyilli bazense fazla sevecen sorunlu ergen oğlu Steve’i tek başına büyütmeye çalışan dul anne Diane’ın hikayesini anlatıyor. Komşuları olan Kyla bir gün hayatlarına girince, hem annenin hem de oğlun hayatları değişiyor. Uyguladığı 1:1 ekran oranı ve müzik, renk ve kurgu seçimleriyle Xavier Dolan’ın bu son filmi, birçok eleştirmen tarafından en iyi ve en olgun yapıtı olarak görüldü, jüri başkanı Jane Campion tarafından “o gerçekten dahi, filme bayıldım” sözleriyle övüldü.

21 Eylül 2014 Pazar

O UZAYA GİDİLECEK!


Bu yazın albümü Gaye Su Akyol'un Develerle Yaşıyorum albümü olmalı ve ben yeni keşfettim malesef. Aslında adını duymuştum fakat adidas partisinde canlı dinledikten sonra sesine aşık oldum. Hemen iTunes üzerinden albümünü aldım. Türk sanat müziği hiç benim tarzım değildir. Fakat Gaye Su Akyol Türk sanat müziğine farklı bir yorum eklemiş ve benim gibi Türk sanat müziği dinlemeyen kesime bile bu müziği sevdirecek, dinletecek. Aralarda giren enstrümanlar, o sözler ilk başta garip hissettiriyor ne demek istiyor bu kız, bu müziğin türü ne diyorsunuz ama dinleyince hepsi çok güzel bir karışım olmuş diyorsunuz .Uzun yolda, rakı masasında, dinlenirken, işe giderken kesinlikle iyi gelecek bir karışım bu. Ayrıca bütün şarkıların sözleri ve bestesi kendisine aitmiş. Başarılarının devamını diliyor ve ikinci albümünü sabırsızlıkla bekliyorum :)





1 Ağustos 2014 Cuma

GÜLÜŞ TASARIMI!

Gülmek insanın kendini ifade etme şekillerinden biridir. Gülmek her insana çok yakışır ve insan herzaman heryerde gülebilmelidir. Herşeyde olduğu gibi gülüşün de bir estetiği vardır ve herkes için ideal gülüş estetiği farklıdır. Bazen dişlerdeki bozukluklar bu estetiği bozar. Bu durumda gülüş tasarımı ile ideal gülüş yeniden sağlanabilir.

 Dişlerdeki renk ve şekil bozuklukları bireyde psikolojik rahatsızlıklara kadar varan problemlere neden olabilir. Diş hekimliğinde estetik ve restoratif maddelerin gelişmesiyle pek çok şekil, renk ve pozisyon bozuklukları rahatlıkla çözümlenebilmektedir. Gülüş Tasarımı işte burada çok önemli bir işlevi üstlenmektedir.

Gülüş tasarımında en önemli nokta estetik gülüşü yakalamak ve yapılan değerlendirmeler sonucunda kişiye uygun olan tasarım alternatiflerini sunmaktır. İlk randevu doktorun hastayla konuştuğu ve dış görünüşüyle ilgili beklentilerini dinlediği bir seans niteliğindedir. Hastanın psikolojik durumu ve karakteri belirlenir. Özellikle konuşturulan hastanın diş-çene-yüz ilişkisi değerlendirilir. 

Gülüş Tasarımına Nereden Başlanır?
  • Yüz Hatlarınız
  • Cinsiyetiniz
  • Yaşınız
  • Gülüş simetrisi
  • Dişlerinizin sıralanışı ve renkleri
  • Dudaklarınız
  • Dişetleriniz
Gülüş tasarımına ilk önce yüz hattınızın hangi geometrik şekle uyduğu tespit edilerek başlanır. Kişinin yüzündeki hatlar dişin hangi formda seçilmesi gerektiğinin şifrelerini içerir. Aşağıda belli başlı yüz şekilleri ve bunlara uygun diş formları görülmektedir:




Erkek ve kadın anatomisi birbirinden farklıdır. Erkeklerde yüz hatları daha keskin ve belirgindir. Alın burun, çene ucu orantısı kadın yüzüyle farklılıklar gösterir. Kadınlarda geçişler daha yumuşak burun ve kaş kemerleri daha siliktir. Dişlerde de aynı paralellik vardır.


Gülüş Tasarımı için Kriterler 


Yatay Hizalama: İdeal bir gülümsemede çoğu zaman, göz bebeklerinden geçen hat ile dişlerin ortasından geçen hat birbirine paraleldir. 


Simetri: Ön kesici dişlerin şekil ve boyutlarındaki uyumsuzluk kolayca farkedildiği için simetri çok önemlidir. Bu bakımdan yüz hatlarının imkan verdiği ölçüde simetrinin sağlanması gülüşe fazladan bir çekicilik katar.


Gülüş Hattı: Ön dişlerin kesici uçlarını birleştirecek şekilde çizilen eğri alt dudağın eğriliği ile aynı olmalıdır. bu çizgilerdeki uyum ne kadar sağlanırsa kiş o oranda genç ve çekici bir gülüşe sahip olacaktır.


Dişeti Hattı: Gülümsediğinizde görünen dişeti hattı, üst dudak çizgisine paralel olmalıdır. Dişeti hattı, tıpkı güzel bir tabloyu çevreleyen çerçeve gibidir. Gülüşünüze anlam katar. Dişetinin fazla görünmesi ya da hiç görünmemesi estetik açıdan sorun yaratır.


Gülüş Genişliği: Estetik bir gülüş için gülümseme hattı içinde arkadaki dişlerin de belli oranlarda görünmesi sağlanmalıdır. Bu sağlanmazsa ağız köşelerindeki karanlık alanlar hoş bir görüntü oluşturmaz.



Altın Oranlar: Görünür bölgedeki üst kesici dişlerin genişlik ve yükseklikleri sırasıyla, yüzün genişlik ve yüksekliğinin 1/16'sı olmalıdır. Ayrıca, doğadaki bir takım geometrik şekiller arasındaki phi (φ=1.618...) sayısı olarak bilinen oran vardır. Estetik bir gülümseme için dişler de bu kurala uymalıdır. Örneğin ön keser dişler ile yan keser dişlerin genişlikleri arasındaki oran (1.618/1=1.618... =phi sayısı),  köpek dişleri ile yan keserlerin genişlikleri arasındaki oran da (0.618/1 = 0.618 bu da phi sayısının bire bölümünden elde edilen sonuca ve ya phi sayısından 1 çıkarılınca elde edilecek sayıya eşittir. 1/phi = phi-1) 


Diş Oranı: Ön iki dişin genişliklerinin yüksekliklerine oranları yine altın orana uymalıdır, yani 0.618/1 = 0.618 bu da 1 in phi sayısına bölümünden elde edilen sonuca eşittir. Dişin görünür boyu, her zaman genişliğinden büyük olmalıdır.


                                                            Kaç Tür Gülüş Vardır?
1-Çekici Gülüş (Sexy Smile) 
Bu kategoride ön dişler yan dişlere göre farkedilebilir derecede uzundurlar. Aslında genç bireylerde durum zaten böyledir, ön keserler ilk süren dişler olduğundan zamanla yıpranırlar ve boyları kısalır. Bu da beraberinde yaşlı bir görünüm getirir. Çekici bir gülümsemeye sahip olabilmeniz için ön dişler diğerlerine oranla daha uzun olmalıdır. Ön dişlerin bu şekilde dizaynı size genç, dinamik ve çekici bir gülümseme kazandıracaktır. Bu kategori genç yaştaki bireyler için uygundur. 
2-Entellektüel Gülüş (Sophisticated Smile) 
Dişler yatay düz bir çizgi üzerine sıralanmışlardır. Entellektüel gülümseme yüze olgun ve bilgili bir ifade verir. Bu gülümseme yüzün alt kısını daha çok vurgular. Genç yaşlarda dişler ilk sürdüğünde uzunlukları birbirinden farklıdır. Orta yaşlarda ise dişler eşit boylardadır. Estetik dişhekimliği sayesinde bu dezavantajlı durumu avantaj haline getirebilir ve olgun, bilgili ve entellektüel bir gülüş tasarımı yapabiliriz. 
3-Sportif Gülümseme (Sporty Smile) 
Entellektüel ve Çekici gülüş arasındadır. Orta kesici dişler yan kesicilerden çok az miktarda uzundur. Sportif gülümseme tasarımı, yüzünüze sıradışı, içten ve sıcak bir ifade kazandırır, Bu gülümseme entellektüel gülümseme kadar ciddi ifadeli değil, çekici gülüş dizaynı kadar da çocuksu ve genç değildir.
Peki tedavi nasıl olacak?

Bilgisayarda Estetik Görüntüleme Tekniği: Diş hekimi tarafından öncelikle yüz ve dişlerin çeşitli açılardan dijital fotoğrafları çekilir. Daha sonra bu fotoğraflar özel olarak yazılmış bir program yardımıyla talep edilen görüntü üzerinde çalışarak çeşitli alternatifler sunar. Bu yöntemin diğerlerine göre en büyük avantajı, hastaya birçok alternatif sunmasıdır.

Direkt Komposit Uygulama: Bu yöntemde dişlere doğrudan plastik bir dolgu maddesi uygulanır ve diş üzerinde bir heykeltıraş gibi çalışılarak yeniden yapılanma sağlanır. Bu geri çıkarılabilir madde ile 1 ya da 2 gün geçiren hasta bu süreçte çevresinin fikrini alarak kesin tasarım için kolaylıkla karar verebilir.

Mock-up Uygulaması: Hastaya planlanan tasarımın, klinikte hastaya bir takım materyaller kullanılarak kişinin kendi ağzında bu tasarıma yakın bir örneği görmesidir. Hastanın beklentisini hekim bir takım materyaller kullanarak ağzına uygular ve gösterir. Böylece hasta hayalindeki tasarım ve beklentisinin olabilirliğini görebilecektir. Hatta bu örnek uygulama hastanın ağzında 1-2 gün kalabilir ve görüşüne önem verdiği kişilerin fikrini alabilir. Bu durum hastanın hekimine olan güveninin de artmasını sağlamaktadır.

Waks-up Uygulaması: Hastadan alınan ölçü üzerinde hekim ve diş teknisyeni mumdan bir taslak hazırlarlar. Hazırlanan bu taslak hastaya gösterilir. Hatta bir takım özel materyallerin uygulanmasıyla bu tasarım hasta ağzına aktarılır ve beğenilen tasarıma göre dişler kesilir. Teknisyen de bu tasarımı model alarak laminate veneer’leri hazırlar. Bu uygulamalar sayesinde hem hasta açısından hem de hekim açısından sonuca ulaşmak daha kolay olmaktadır.